escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









YAZAR NUR ERSEN İLE EDEBİYATA, KİTAPLARA, ESERLERE, HAYATA DAİR SÖYLEŞTİK…
Tarih: 01-07-2018 11:43:00 Güncelleme: 01-07-2018 11:46:00


Kimdir Nur Ersen?

Yazmaya 1998-2000 yılları arasında şiirle başladım. Hikâye ile devam ettim çünkü kendimi hikâye yazmakta, değişik kurgular yapmakta daha yeterli buluyordum. Bu nedenle birçok kaynak kitap edindim. Bu konudaki değerli yazarların deneyim ve bilgilerinden de yararlandım. Kısa hikâyeler, denemeler ve günlük hayatın içinden yazılar yazarak devam ettim.

Sizi çocuk kitapları yazmaya yönelten sebepler nelerdir?

Yetişkinler için yazdığım hikâyelerden çocuk edebiyatına geçiş denemem “BİR ÜSKÜDAR MASALI” romanım ile başlar. Bir yetişkinin yıllar sonra İstanbul’a adım atmasıyla ilkokul çağından askerlik çağına kadar olan yaşam kesitine dair anılarının gözünde canlanması sürecini kaleme aldığımda, anlatım dilini çocuğa indirgemek önceleri beni zorladı. Yetişkin edebiyatı ile ilgilenen her yazarın çocuk eserleri yazarken çektiği zorluğu ben de yaşadım. Bu benim için iyi bir deneyimdi.

 

Gerçek anlamda çocuk edebiyatına adım atışım ve beni çocuk eserleri vermeme yönelten en önemli neden, torunumun masal dinleme çağına geldiğinde onunla birlikte sık sık masal uydurmamız, yeni yeni kurgular yapmamız diyebilirim. Hatta “SUSAM’IN ÇORAPLARI” ve “KARGA KARGİ” torunumla birlikte uydurduğumuz masalların ilkleridir. Torunuma anlattığım masallar, ona aldığım masal kitapları, o kitapları defalarca okumam ve anlatmam beni yeni masal ve hikâye kitapları yazmaya teşvik etti.

Nasıl bir ortamda çalışırsınız? Yazmadan önce herhangi bir hazırlık yapar mısınız?

Çalışmam için herhangi bir ortamın oluşması o kadar da önemli değildir. Bir olaydan etkilenmem benim için yeterlidir. Evde iş yaparken, yolda yürürken, otobüste dolmuşta kurgusu kafamda şekillenir. Yanımda kâğıt kalemim hazırdır. Notlar almaya başlarım. Ana hatlarını maddeler halinde sıralarım. Yazı planım olgunlaştıktan sonra yazmaya başlarım.

Yetişkinler ve çocuklar için pek çok eser kaleme aldınız ama bunların içinde Bir Üsküdar Masalı’nın yüreğinizde ayrı bir yeri olduğunu biliyorum. Okuyucularımızda öğrensin mi sebebini?

Çocukluk yıllarımda, yaz tatillerinde babaannemin Üsküdar’daki evine giderdik. Bulgurlu Mescit Sokağındaki o nohut oda bakla sofa evde geçirdiğim günler en mutlu günlerimdi. Oranın büyülü bir havası vardı benim için. Sahilinden, denizinden, o taş döşeli sokaklarından çok etkilenirdim. Tatil dönüşü çok uzun süre kendimi Üsküdar’daymış, İstanbul’daymış gibi hissederdim ve hep dua ederdim ileriki yıllarda da Üsküdar’da yaşamak için. Dualarım kabul oldu ve uzun yıllar sonra eşimin tayini İstanbul’a çıktı ve Üsküdar’da, babaannemin evine çok yakın bir yerde ev kiraladık. Tabii dünyalar benim olmuştu. Ancak evimiz oldukça dik bir yokuş olan “Kuşoğlu Yokuşu”nun başındaydı. Elli yıllık, tahtaları iyice eskimiş bu ahşap evde çok zor ama çok güzel iki yıl geçirdik.  

Üsküdar anılarımı mutlaka yazmalıyım, ölümsüzleştirmeliyim, dedim ve kalemi elime aldım. O sıralarda, şu anda rahmetli olan bir yazar ağabeyimiz bana ilkokuldaki sınıf arkadaşı Neriman’a duyduğu platonik aşkını anlatmış, onu hala unutamadığını söylemiş,  anlattıklarından bir hikâye yazmamı istemişti. Ben de bu platonik aşkı Üsküdar’a Kuşoğlu Yokuşuna götürdüm.  Anılarımla harmanlayarak bir ÜSKÜDAR MASALI oluşturdum. Böylece ortaya bir anı-öykü çıkmış oldu.  Tabii bu hikâyedeki anne karakterinin benim olduğumu da belirtmek isterim.

Bir Üsküdar Masalı bir sempozyumda da yer almıştı yanlış hatırlamıyorsam.

Evet,  BİR ÜSKÜDAR MASALI üzerine, Kocaeli Üniversitesi Türk Dili Okutmanı Sayın Fatma Üçler Topçu tarafından akademik bir çalışma yapıldı. ÜSKÜDAR BELEDİYESİ tarafından hazırlanan 7. ÜSKÜDAR SEMPOZYUMU çerçevesinde ÜSKÜDAR GÖLGESİNDEKİ ÖYKÜLER başlıklı tebliğde incelenerek, 3 Kasım 2012’de "Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi"nde ilk oturumda sunumu yapıldı.

Çocuklar için üretilen eserlerin olmazsa olmazı nelerdir? Çocuk edebiyatı ile yetişkin edebiyatı birbirinden farklı mıdır?

Çocuk eserlerinin kaleme alınması tek bir kurala bağlı değil, bunu siz de iyi bilirsiniz. Bir çocuk eseri yazarken hedef kitleyi de iyi belirlemek gerek. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, yaşadığı çevre, sosyokültürel durumu gibi özellikler göz önüne alınmalıdır. Anlatım dili, Türkçeyi iyi kullanmak, dili sevdirmek de çok önemlidir.

Susam’ın Çorapları, Doğa ve Biz, En Güzel Hediye isimli kitaplarınızda anlatılan masal ve öyküleri resimlediğiniz gibi kapak tasarımını da siz yaptınız. Kitaplarınızı resimlemek, yazdığınız karakterlere görsel olarak da can verme fikri ortaya nasıl çıktı?

İlkokul yıllarımda resim derslerinde sınıfta en düşük notları alırdım. Kız Enstitüsünde okuduğum yıllarda ise resim çizme konusunda büyük bir gelişme olmuştu bende. Resim derslerimizde natürmort, canlı figür çalışmalarında da sınıfta en başarılı öğrenciler arasındaydım. Hatta branş seçimi sırasında resim öğretmenimiz resim bölümünü seçmemi istemişti ama giyim ve el sanatlarını daha çok sevdiğim için “giyim branşı”nı seçmeyi tercih etmiştim. Yine de resme olan ilgim bitmemiş olacak ki yıllar sonra renkli çocuk kitapları, içimdeki resim aşkının yeniden doğmasına neden oldu.

Kapak ve iç resimleri hazırlamak beni mutlu ediyor. Neşeli bir karakter çizdiğimde gülümsediğimi, kızgın, hüzünlü ya da ağlayan bir karakter çizdiğimde kaşlarımın çatıldığını fark ediyorum. Yani bir anlamda karakterlerimle bütünleşmiş oluyorum.

Birharf biz edebiyat derginiz uzun soluklu bir dergi. Derginiz hakkında neler söylersiniz bizlere.

On beş yıl önce, 2003 yılında yayın hayatımıza Okumaca adıyla başlamıştık. Çalışmalarımız çoğaldıkça gönüllü yazarlarımızla birlikte oraya sığamaz olduğumuzu gördüm. Yayınlarımıza birharf. net’ten devam ettim. Okuyucu kitlemiz oldukça genişti. Tanınan aranan bir site olmuştuk ancak hani derler ya meyve veren ağaç taşlanır, hackerlerin azizliğine uğradık, Yedeklerini almadığım için bütün verilerimiz gitti, sitemiz çöktü ama yılmadım. Sıfırdan kurup yayın yapmaya başladım. Hem yeni yayınlar yapıyor hem de Word’e kaydettiğim eski yazıları yeniden yüklüyordum. .

Aradan on beş yıl geçti, şimdi iki alan adımız var. “birharf.biz” ve “birharf.net”. Hangisi ile giriş yaparsanız yapın dergimize ulaşabiliyorsunuz. Sosyal medyada da facebook’ta sayfamız aktif olarak okuyucularımıza açıktır.

Dergimizin uzun soluklu olmasının önemli nedeni ise titiz, ciddi ve istikrarlı çalışmak. Ekip olarak bu konuya önem verdiğimiz sürece gözde bir dergi olmayı sürdüreceğimizden eminim.

Bu sitenizde yarışmalar da düzenleyerek edebiyata hizmet ediyorsunuz. Bu nasıl bir duygu?

Yayın süremiz içinde Türk sanat müziği şarkı sözü yarışmaları ve nesir yarışmaları düzenledik. Çok değerli söz yazarı ve bestekârlar ve köşe yazarlarımızdan oluşan jürimiz en büyük destekçilerimiz oldu bu yarışmalarda.  Amacımız Türk Edebiyatına ve Türk Musikisine yeni eserler kazandırmak. Bunu çok değerli söz yazarı, bestekârlar ve köşe yazarlarımızla birlikte başardık.

Yarışmaların, içinde yazma isteği olan bireyleri teşvik etme açısından yararlı olduğunu düşünüyorum. Yoksa insanları yarıştırmak gibi bir düşüncem olmadı şimdiye dek. Nesir yarışmalarımızın jürisinde yıllardır siz de varsınız ve bu çalışmalarımızla yakından ilgilisiniz. Bu süreçte nasıl bir heyecan içinde olduğumuzu iyi bilirsiniz.

Yayın süremiz içinde yarışmalarımıza destek veren değerli söz yazarı,  bestekâr, yazar ve köşe yazarlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.

Bala Kitap Topluluğu’nda atölye çalışmalarına katılıyorsunuz. Bu topluluk neler yapıyor, ne tür çalışmaları oluyor. Yazar ya da okur açısından katkı sağlıyor mu, yararları neler?

Ortak amacı okumak, yazmak, üretmek ve edebiyat alanına hizmet etmek olan bireylerden oluşan Bala Kitap Topluluğu Nazmi Şimşek başkanlığında, her hafta Çarşamba günü bir araya geliyor. Buluşma yerleri Ankara Türk Ocakları Genel Merkezi.

Altı yılı geride bıraktık. Bu altı yıl içinde birçok yazara ev sahipliği yapan topluluğun temel amacı, çocuk edebiyatı alanında eser üreten yazarlara eserlerini baskıya vermeden önce öneri ve eleştirileriyle katkıda bulunmak, yeteneği olan genç yazarlara destek vererek onları yazmaya teşvik etmek, Türk Edebiyatına dolayısıyla da Çocuk Edebiyatına uygun eserler verilmesine katkıda bulunmak.

 

Alanında uzman, eğitimci, yazar ve çizerleri toplantılara konuk etmek, onların bilgilerinden yararlanmak da diğer amaçlarından biri.

 

Bu topluluk hakkında geniş bilgiyi verdiğim linkten edinebilirsiniz.

http://www.birharf.biz/?Syf=26&Syz=561820

Ürettiğiniz eserleri hayata geçirirken karşılaştığınız zorluklar var mıdır?

Eser üretmek elbette ki bir yazar için uzun soluklu bir süreç. Emek, duygu, gözlem, hedef kitle seçimi, hele de çocuklar için yazıyorsanız çocuğa uygunluğu… Bunlar göz önünde tutulması gereken unsurların başta gelenleridir. Dosyanız tamamlanıp baskı aşamasına geldiğinde asıl sorun orada başlıyor. Yayınevi bulmak, yayınevlerinin dosyanıza onay vermesi… Dosyanızın geri dönmesi… Yayıncılardan ümidinizi kestiğinizde kendi imkânlarınızla baskıya vermeniz… İşte karşılaşılan zorlukların en önemlisi bunlar diyebilirim.

Edebiyat yolculuğunuz içinde yer alan pek çok anınız olmalı mutlaka. Bir tanesini bizlerle paylaşır mısınız?

Atatürk Kültür Merkezi’ndeki imza günlerimden birindeydi. On yaşlarında üç erkek çocuk standa yaklaştı, teyze kitap almak istiyoruz ama paramız yok. “Bize bir kitap verir misin?” diye sordular. Okuyacaksanız tabii veririm dedim. Hemen okuyacağız dediler. Doğa ve Biz kitabımı üçünün ismine imzaladım. Çok sevindiler. Kol kola girdiler, baş başa verdiler ve koridorun bir başından diğer başına gide gele kitabı okuyup bitirdiler. O anımı hiç unutmuyorum.

Bu güzel röportaj için teşekkürler.

Ben de teşekkür ederim.
 



Bu yazı 733 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI