Örnek HTML sayfası
Bugun...



YILLAR SONRA GERÇEKLEŞEN ARZU
Tarih: 24-02-2020 15:55:07 + -


Azerbaycanlı yazar Ferit Muradzade'nin anı yazısı...

facebook-paylas
Tarih: 24-02-2020 15:55

YILLAR SONRA GERÇEKLEŞEN ARZU

       Hayatımda ilk kez yurdışına çıkmak için vatandan ayrılıyordum. Garip hisler geçiriyordum. Yabancı bir ülke, farklı düşünce tarzı olan insanlar, büyüleyici bir ortam ve nefes kesen manzaraları gördükçe insan bir an kendini farklı bi dünyada hissediyordu. Bu benim ilk yurtdışı ziyaretimdi. Çalıştığım şirketin satış temsilcisi olarak bu sergiye katılıyordum. Masraflarımızı şirket karşıladığı için özel olarak gezip dolaşmak ekonomik olarak sınırlı, neredeyse imkansız olduğunu söylemek daha makul olurdu.

            Bu ülkede sadece iki gün kalacaktık. Tüm dükkanlar, marketler, butikler, fotoğraf galerileri, müzeler ve tarihi eserlerin olduğu yerlerin çalışma saati bizim sergi saatlerimizle hep çakıştığı için bu gibi yerleri tam anlamıyla ziyaret etmemiz imkansız gibi gözüküyordu..Gizemli bir kış akşamıydı. Büyük kar taneleri büyüleyici bi ortam yaratmıştı. Yavaşça yağan kar taneleri elektrik direklerindeki sarı lambaların karşısından geçtikçe garip renkler oluşuyordu. Yarın sabah geri dönecektik. Güzel, karla kaplı bir havada yürüyorduk. Kapalı dükkanlar olan çarşıda çeşitli dünya markaları olan vitrinlerin önünden gecerken Adidas’a ait spor takımı satılan bir dükanın önünde sanki 27 yıl öncesine geri döndüm.

            Bazen insan hayatında öyle anlar var ki, insan o anları ömrünün sonuna kadar asla unutamıyor. Yaşanan tatlı ve acı olaylar asla hafızamızdan silinmiyor. Bazen elde etmek istediklerimizi kazanmamıza bakmayarak geçmişi bir türlü unutturamıyor. Bu geç kalınmış sevgi gibi bişeydir. Sonbaharda karşılaşılan bi sevgi gibi. Her şey zamanında güzeldir. Fakat arzuladığımız bazı şeylere zamanında sahib olmak her zaman mükün olmuyor. Özellikle çocukken arzulayıpta kazanmadığımız şeyler bir ömür boyu insanı yaralı bırakıyor. Asla sağalmayan, insanın kalbinde iz bırakan yara.. yıllar insanı rüzgar gibi kovalar ve son nefes saatine usulca yaklaştırır. İstemesek de yaşadığımız hayat karmaşıklıklarla dolu bir hayatttır. Özellikle hayatın tam anlamını bilmediğimiz çocukluk yılları.

        Biz Baküden tahminen 380-390 km’lik bir ilçenin köyünde yaşıyorduk. Köyümüzün çok güzel manzarası, görmeye değer yerleri vardı. Dağların koynundakı bu köyümüzde yılın tüm  güzelliği vardı. O yıllar bizim de en mutlu, dünyadakı kötülüklerden ve pisliklerden habersiz olduğumuz bir zaman idi.  Büyümek aşkıyla büyük bir şevkle düşünüyorduk. Yıllar geçtikçe ben de büyümek aşkıyla delikanlı bir genç olduğumda bu küçük dünyanın aslında ne kadar büyük problemlerinin olduğunu gördüm. Global problemlerin olduğunu gördükçe çocukluk yıllarıma geri dönmek istesem de bu artık mümkün değildi. Köyümüzde yaşadığım zaman dünyanın zorluklarından uzaktık. O zaman teknoloji bu kadar gelişmemişti. O zaman küresel olarak kapalı bir dünyada, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinde yaşıyorduk. Köyümüzde yaşadığımız zaman dünyanın dört bir yanından bilgi almak imkansızdı. Bazen sıradan bir mektuba cevap vermek veya belirli bir adrese göndermek için günlerce beklerdik. Zaman-zaman amcamın torunu köyümüze ziyarete gelirdi. Benden iki yaş büyük olan bu kuzen modern bir çocuktu. Onların arkadaş çevreleri çok farklıydı. Büyük şehirde yaşaması, yenilikleri, modayı yakından takip etmesi acısından hayata bakış tarzı bizden farklıydı. Bazen ilginç hikayeler anlatıyordu. Yaşadığı sehrin tüm cadde ve sokaklarını ismiyle öyle  anlatıyordu ki, sanki biz de biliyormuşuz gibi.. Sinemalarda izlediği savaş ve dedektif filmlerini anlatması bize tuhaf gelirdi. Biz o yillarda filmlere sadece siyah beyaz Rusya üretimli REKORD televizyonunda, istisnai olarakta köylerdeki küçük kulübelerde 1970-80 li yıllara ait Hindistan filmlerini seyrediyorduk. Henuz 1990’lara erişmemiştik. Amcamın torunu şehirdeki bazı yabançı otomabillerden bahsediyordu. Ekonomik durumu iyi olan bir arkadaşının babasına ait otomotik vites bir Mercedes arabsının olduğunu anlatıyordu. O zamanlar biz otomotik vitesin ne olduğunu bile anlamıyorduk. İlk kez onun üzerinde gördüğüm ADİDAS takımından çok etkilenmiştim. O zamanlar bir köyde ADİDAS’a ait spor giyimi ve beyaz spor ayakkabısı görmek imkansızdı. O giysi ve spor ayakkabısından ben de istiyordum. Yazın son aylarıydı. Sevimli babamın okul kiyafetlerini almak için bizi ilçedeki giysi dükanına götüreceğini biliyordum. O sırada babamdan bu spor elbise ve spor ayakkabısını almasını isteyecektim. Babam da zaten itiraz etmezdi, üstelik bunları bana alacak kadar da ekonomik durumu iyiydi. Zaman geldi, sabah erkenden köyden ilçe merkezine giden otobüse bindik. Tüm okul malzemelerini aldıktan sonra babama spor giyisi ve spor ayakkabısı istediğimi bildirdim.

       Spor elbiseleri satılan dükkanda babama Adidas’ın olmadığını ve ancak özel siparişle getirmenin mümkün olduğunu söylediler.  “Eğer istiyorsanız gelecek hafta gelin. Fiyatı da çocuklar için 1500 ruble olur.” Ayak numarama göre beyaz spor ayyakabısı da kalmamıştı. Bunları almak için gelcek haftayı beklemek gerekiyordu. Gelecek hafta için çocuk aklımla hayaller ve planlar kuruyordum. Bazen hiç bi şey düşündüğümüz ve planladığımız gibi gitmiyor.Yeni okul yılının ikinci günü okulumuzun bahçesine Ermeniler tarafından atılan BM-21 mermisi düştü. Bu mermi okulun bahçesini, ağaçların dallarını kırıp geçirdiği gibi benim de isteklerimi ve dileklerimi yok etti. İğrenç düşman sürekli olarak köyün her bir köşesine atteş açtı ve bombaladı. Okul çalışamaz hale geldi, çünkü yüzlerce öğrencinin hayatı tehlikedeydi. Bizim köy okulu tam eğitim verdiği için tüm köy çocukları burda eğitim alıyordu. Neredeyse bir ay gibi süre zarfında okula gidemedik. Durum çok tedirgin idi. Babam eğitime önem verdiği için bizi gençlik yıllarında bin bir çaba ve zahmetle aldığı, o zamanlar dayımların kaldığı iki odalı evimize götürdü. Artık hayatımızda yeni bi dönem başlamıştı. Ebeveyinsiz geçen çicukluğumuzun ilk sayfası... Şehirde Adidas giyinen çocukları gördükçe kalbim sızlıyor, fakat bu ıztırabı kimseye söylemiyordum. O zaman yaşamla nasıl mücadele edileceğimi öğrenmeye başladım. Ne istediğini söylemeyen, içe kapanık olmayı, sessiz kalmayı, yalnızlığı, hayal kırıklığını o zaman öğrendim. Kalbimin üşüdüğünü o zaman hissettim. Geceleri gizli ağlayıp, gündüzleri dik gezmeyi o yıllarda öğrendim. İyilik hiç bir zaman unutulmuyor. İnsan kendi amelleriyle yükselir. Vicdanı temiz, güzel ahlaka sahip olan bir komşumuz vardı. Babamlarla o binaya ilk taşınanlardandı. Ebeveynlerimizden uzak olduğumuz ve okul programından geri kaldığımızı düşünerek bize destek çıktı. İşten izin alıp bizi yakınlardaki bir okula götürdü. Okul müdüriyle konuşarak bizim kayıtlarımızı yaptırdı. O insanı her zaman rahmetle anıp, dua ediyorum. Çok salih bir insandı.

       Okulda yine Adidas giyen çocukları gördükçe içim sızlıyordu. Okula spor kıyafetleriyle gelen çocukları gördükte çok utanıyodum. Babam her ay bize harçlık gönderiyordu fakat biz o parayı harcamıyorduk. Şehre gelen tanıdıklardan yoğurt, süt, yumurta, et gibi bazı ürünler gönderiyordu fakat o ürünler benim için bir anlam ifade etmiyordu. Bir gün babama bir mektup yazarak ondan spor elbiselerini alıp göndermesini rica ettim. Babam da hemşerimiz olan İbrahim amcamla bana 2000 ruble para gönderdi. Kimseye bir şey söylemeden Adidas satılan giyim dükkanına gittim. O zamanlar cepten para çekmek neredeyse alışkanlık haline gelmişti. Ben bir cebime 1500 ruble, diğer cebime de 500 ruble ayırmıştım. 1500 ruble olan cebimdeki parayı sıkıca tutmuştum ki kimse çekmesin diye...dükkanda bir sürü adam vardı. Herkes parası çalınmasın diye pür dikkat dükkanda dolaşıyordu. Sanki birileri cebimde para olduğunu biliyordu. O sırada bir karmaşıklık oldu. Bağıra bağıra kavqa ediyormuş gibi bir ortam yaratıldı. Ben de düşmemek için sırada beklediğim demir tutacaklardan tutarak ilerlemeye çalışıyordum. Sonra bir sessizlik oldu. Götürdüğüm spor elbisesiyle kasaya yaklaştım ve parayı ödemek için elimi cebime götürdüğümde büyük bir şaşkınlık yaşadım. Cebimdeki 1500 ruble yoktu. Hava soğuk olduğu için geriye kalan paramla bir ayyakkabı alıp eve döndüm ve o günden sonra bir daha Adidas ile ilgili hiç bir şey düşünmedim. Bu spor elbisesinin bir suçu olmasa bile ben o elbiseye karşı düşman kesildim.

            Yurttışı ziyaretim bitmiş ve memlekete geri dönmüştüm. Hayatımda ilk kez gittiğim yurd dışı maceralarımı ailemle konuşurken Adidas olayını da anlattım. Bu kez de dükkan kapalı olduğu için alamamıştım.

       Soğuk bir Şubat ayıydı. Kar yağıyordu, işten eve yeni gelmiştim. Çocukların simasında farlı bir gariplik vardı. Eğlenerek oynuyorlardı. Okuduğum kitabı bir kenara bırakarak niçin uyumuyorsunuz?- diye sordum. Ortaokul 1’de eğitim alan oğlumla ortaokul 2’de eğitim alan kızım birlikte koroyla “yarın senin doğum günün ve biz seni tebrik etmek istiyoruz” dediler. Gerçekten yarın doğum günüm olduğunu hatırladım. Tam da doğum günü pazara denk geldiği için evde olcaktım. Ömürden bir yıl daha geçtiğini düşünerek çocuklara bakıyor, acayip hisler geçiriyordum. Zaman nasılda su gibi akıp gidiyor ya Rab. Daha düne kadar küçük bir çocuktum. Sanki bir anlık çocukluğuma geri döndüm. Bir noktaya gözlerimi dikip kalıvermiştim. Çoocukluğumdaki benle bir süre konuşup, dertleştik. O sırada baba diye seslenen oğlumun sesiyle daldığım alemden ayrıldım. Oğlum beni çağırıyordu. Resim albümünü göstererek bazı sorular sordu. Karım, çay getirmek için mutfaktaydı. Çocukları mutfağa çağırdı. O sırada ben albümdeki fotoğrafalara bakıyordum. Tam bu sırada her üçü de karşımda dikilib “güle güle senin doğum gününü kutlamak istiyoruz” dediler. Saate baktığımda saat 00.00’ı gösteriyordu. Karım elindeki hediyelik kutuyu bana doğru uzattı. Teşekker ederek kutuyu alıp açtığımda çok şaşırdım! Gözlerimden bir anda boşalan yaşa engel olamadım. Kutuda Adidas spor takımı ve 41 numara Beyaz spor ayakkabısı vardı..

 

Ferid Muradzade

 




Kaynak: Ferit Muradzate

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 553 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MİSAFİR KALEMLER Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
245 Okunma
242 Okunma
233 Okunma
214 Okunma
194 Okunma
193 Okunma
182 Okunma
176 Okunma
161 Okunma
148 Okunma
145 Okunma
135 Okunma
521 Okunma
503 Okunma
480 Okunma
476 Okunma
457 Okunma
449 Okunma
445 Okunma
438 Okunma
434 Okunma
424 Okunma
417 Okunma
407 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI